SeLçuk Erdem’den İnciler-3

selcuk_erdem_002.png

Continue reading

SeLçuk Erdem’den İnciler-2

selcuk_erdem_01.png

Continue reading

SeLçuk Erdem’den İnciler

63selcukerdem9th.jpg

Continue reading

Çekmece

Büyüklerle ben yapamıyorum

çocuklar da almıyor beni oyunlarına

devlet dairesinde

yangından kurtarılmayacak

sıkışmış bir çekmece gibiyim

açılamıyorum sana

Kardeşiyle sokaklarda hep

bir örnek giydirilen sen

nasıl sevmezsin eşitliği

yürürken düşen çoraplarını

aynı hizaya getirmek için

annen değil miydi önünde diz çöken

Öpüşme sahnesinin tam ortasında

içeri girdiğin yazlık sinemanın

yer göstericisiyim

yürüyorsun fenerimin ışığında

yer: Kız Kulesi

ve sonu ayrılıkla bitecek

hüzünlü bir aşk filmini oynuyor

beyaz duvarında

Bir kez olsun çıkmazken ağzından

seni sevdiğimi

her gün söylememi yadırgama

bil ki bu şehirde

iskelenin verilmesini

beklemeden atlarım vapurlara

Son karesi gibi Red Kit’in

batan güneþ e doğru

sürerken atımı

gitme kal demeni bekliyorum

ama yalnızca

rüzgar çekiştiriyor atkımı

Sunay AKIN

Continue reading

Yazılara Hapsolmuş Bir Yürek!

Ne yüreksizmiş bu yürek,

Ellerinin arasından kayıp giden bir dünya;

Sessiz,mahsun,kırık hala.

Bilmiyor haykırmasını,

Konuşmasını,savunmasını…

İstemiyor kimse susmasını ,

Ama o;

Susuyor…

Aşka ,sevdaya susuyor,

Damar damar olmuş dudaklarıyla

Sevdaya susuyor …

Bir yürek susuyor.

Haykıracak; son bir çırpınış gibi haykıracak.

Ama  elvermiyor içi konuşmasına…

Yürek yine susuyor!…

Türker ŞENTÜRK

Continue reading

AYRILIK SEVDAYA DAHİL

Açılmış sarmaşık gülleri kokularıyla baygın

En görkemli saatinde yıldız alacasının

Gizli bir yılan gibi yuvarlanmış içimde kader

Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın

Rüzgar uzak karanlıklara sürmüş yıldızları

Mor kıvılcımlar geçiyor dağınık yalnızlığımdan

Onu çok arıyorum onu çok arıyorum

Heryerimde vücudumun ağır yanık sızıları

Bir yerlere yıldırım düşüyorum

Ayrılığımızı hisettiğim an demirler eriyor hırsımdan

Ay ışığına batmış karabiber ağaçları gümüş tozu

Gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar yaseminler unutulmuş

Tedirgin gülümser

Çünkü ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hala sevgili

Hiç bir anı tek başına yaşayamazlar

Her an ötekisiyle birlikte herşey onunla ilgili

Telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar

Gittikçe genişliyen yakılmış ot kokusu

Yıldızlar inanılmıyacak bir irilikte

Yansımalar tutmuş bütün sahili

Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var

Öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil

Çünkü ayrılıklar da sevdaya dahil

Çünkü ayrılanlar hala sevgili

Yanlızlık hızla alçalan bulutlar karanlık bir ağırlık

Hava ağır toprak ağır yaprak ağır

Su tozları yağıyor üstümüze

Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır

Eflatuna çalar puslu lacivert bir sis kuşattı ormanı

Karanlık çöktü denize

Yanlızlık çakmak taşı gibi sert elmas gibi keskin

Ne yanına dönsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin

Kapını bir çalan olmadı mı hele elini bir tutan

Bilekleri bembeyaz kuğu boynu parmakları uzun ve ince

Sımsıcak bakışları suç ortağı kaçamak gülüşleri gizlice

Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak

Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına

Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle

Sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız

İkimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız

Hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi

Tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı

Hala kıpkızıl gülümseyen sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek AŞKIMIZ

Atilla İLHAN

 

 

Continue reading

prev posts prev posts